Arşiv Haziran 2010



Zatürree

Zatürree, akciğerlerin iltihaplan­masıdır. Zatürree akciğerlerdeki hava keseciklerini etkilediğinden, alveollerdeki oksijen ve karbon dioksit takasını da önler. Birçok enfeksiyon zatürreeye sebep olur. Bunlar, değişik türde bakteriler olabilir, virüsler olabilir, mikoplazma olabilir, klamidya olabilir, mantar ve parazitler olabilir. Bazılan çok sık rastlanılan türdendir, bazıları da mantar ve parazitler gibi, nadiren görülür.
Zatürree, hafiften çok ciddi seviyeye kadar çıkabilecek bir hastalıktır. Bazı kişilerde o kadar hafif seyreder ki ne kendileri ne de doktorları anlayamadan, hızla geçer. Bazıları bir-iki hafta boyunca çok hasta hisseder ancak daha sonra tamamen iyileşir. Bazılarında ise zatürree, ölümcüldür.

Zatürree vakalannın bazılarını hafif, bazılarını da ağır kılan nedir? Zatürreeye sebep olan mikro­organizmalar ve hastanın sağlık durumu, en önemli faktörlerdir. Genellikle, bakteriler çoğu virüsten, mikoplazmadan veya klamidyadan daha ağır zatürreeye sebep olur. Bazı bakteriler diğerlerinden daha ağır enfeksiyonlar üretir (örneğin, stafilokoksal veya pseudomonas bakterileriyle oluşan enfeksiyonlar, diğer bakteryel akciğer iltihapla­rından daha ağır olur)

Ne olursa olsun, genel­likle, hastalığın ciddiyeti enfeksi­yona sebep olan mikroorganiz­manın cinsinden çok, enfeksi­yonun başladığı zamandaki sağlık durumunuza bağlıdır. Yatalak olan insanlar, akciğer iltihabını atlat­makta zorlanırlar zira öksürme refleksleri zayıflar ve enfekte olan balgam akciğerlerde toplanma eğiliminde olurlar. Bebekler, bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmediğinden risk altındadırlar.Yaşlı erişkinler, gençlere göre, zatürreeden dolayı beş kat daha fazla risk altındadırlar zira bağışıklık sistemleri yeteri kadar güçlü değildir, kötü beslenme­leri daha mümkündür, ve savunma mekanizmalan zayıflamıştır (hiçbir zaman sigara içmemiş olsalar ve kronik akciğer rahatsızlıkları olmamasına rağmen).
Şeker hastalan , zatürreeyi daha ağır geçirirler zira şeker, beyaz kan hücrelerinin enfeksiyonlarla savaşma beceri­sini zayıflatır. Kalp hastası olanlar, özellikle kalp yetmezliği olanlar da genellikle zatürreeyi ağır geçirirler.

Zatürree çevresel toksin­lere manız kalanlarda sık görülür zira toksinler, mukoza salgılama­sını artırır ve akciğerlerin bu salgı­lan dışa atım becerisini engeller. Son olarak, ciddi bağışıklık sistemi sbnınu olanlar örneğin kanser tedavisi görenler, AİDS olanlar, organ naklinden sonra ilaç alanlar-sıra dışı ve ciddi tür zatüneeye yakalanırlar Ev veya işyerlerinde oluşan zatürreeye, hastane veya diğer kurumlarda hastalığı barındıran yerlerde gelişen zatürreeden farklı mikroorganizmalar sebep olur.Bazı zatürree türleri, sık karşı­laşılan türlerden yeteri kadar farklıdır ve bunlar ayn ayrı tartı­şılır.

SEMPTOMLAR
Zatürreenin ana belirtileri öksürük, nefes darlığı, hasta hissetme, yorgunluk, ağrı ve ateştir. Balgam beyaz, açık, veya san, kahverengi ya da yeşil olabilir.Bazı zatürreeler, burun, boğaz, kulak veya sinülerdeki bir ön enfeksiyonun ardından gelişir ve akciğerlere iner. Bu durumda aksırma, burun akması, konjesyon, burunda ve sinüslerde ağrı, kulak ağrısı ve boğaz ağrısı zatürreenin öncü belirtileri olur.
Bazı durumlarda zatürree, derin nefes almak istediğinizde göğsünüzde çok keskin ağrılara sebep olur veya kan tükürmenize yol açar. Özellikle bakterilerin sebep olduğu zatüneede yüksek ateş ve buna bağlı olarak istem dışı titre­meler olur. Bazdan o kadar rahat­sızlanır ki bilinç kaybı yaşarlar.

Yaşlı insanlarda halsizlik, tepki­sizlik zatüneenin sonuçlarındandır. Ancak öksürmedikleri ve nefes daralması da olmadığı için doktor zatüneeden şüphelenmez.

TEŞHİS
Doktorunuz zatürree olduğunuzu tespit etmek için, önce belirtileri­nizi soracaktır. Zatünee ihtimalai varsa, belirtileriniz ve diğer faktör­lere dayanarak zatünee tipini belirleyecektir.
Örneğin, yakın olduğunuz kişilerden biri hasta mıdır? Yakın zamanlarda yurtdışına çıktınız mı? Gittiğiniz yerde almış olabi­leceğiniz alışık olunmayan bir tür zatürreeye yakalanmış olabilir misiniz? Sizi zatüneeye karşı hassas hale getiren – kronik bronşit, kanser ya da başka hasta­lıklar- başka hastalıklarınız var mı?
Doktorunuz, daha sonra göğsünüzü dinleyerek akciğerleri­nizi tetkik edecetir. Zatünee olan birinin göğsünden genellikle hırıl­tılı bir ses gelir.
Doktorunuz sırtınıza vurarak, gelen sesi dinler ve gelen ses, akciğerin etkilenen alanınım ortaya çıkarabilir. Hava dolu sağlıklı bir akciğerden, yüksek ekolu ses gelir. Zatürreeli bir akciğerden ise donuk ve örtülü bir ses gelir zira hava kesecikleri hava yerine sıvıyla doludur.

Doktorunuz bir röntgenle, zatürree teşhisini teyid edebilir. Ayrıca, mikroskop altında incelenen balgam örneğinden zatüneeye sebep olan bakteriler ve zatürree türü hakkında bilgi alır. Ayrıca balgam örneği, bir laboratuara kültür testi için gönderilebilir ve enfeksiyonun sebebinin belirlenmesine çalışılır. Bu bir ya Ç da iki gün sürer. Bununla beraber, insanların %40′ında testler, zatür­reeye sebep olan mikroorganizma­ları belirleyemez.Kan tahlilleri, enfeksiyonla mücadele eden çok sayıda beyaz kan hücresi olup olmadı­ğını belirler. Bazen kan kültürü yapılarak, enfeksiyonun kana karışıp karışmadığı kontrol edilir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Bakteriler, mikoplazma ve klamid-yanın sebep olduğu zatürreede temel tedavi, antibiyotiklerdir. 50 yaşın altındaysanız, hafif belirtileri olan bir zatürree geçiriyorsanız, daha büyük bir hastalığınız yoksa, yemeklerinizi hazırlayacak ve diğer işlerinizi halledebilecek birisi varsa, ağızdan yapılan antibiyotik tedavisini evinizde tamamlayabilir­siniz. Hastalığı daha ağır seyreden­lerin hastanede yatmaları gerek­lidir, böylece damardan verilecek antibiyotik tedavisini alabilirler, daha detaylı tetkikler yapılabilir ve oksijen ve nefes alma konusunda yardım alabilirsiniz.

Zatünee olanlar bolca dinlen­meli ve sıvı almalıdırlar. Sıvı, enfekte olmuş balgamı çıkartma­nızı kolaylaştınr, bu da akciğer­lerin kendilerini enfeksiyondan kurtarmak için önemli bir yoldur.
Bunun yanında, bazen öksürük kesici ilaçlar yazılır; özellikle balgam, öksürük yoluyla çıkmıyor ve uyumayı engelliyorsa. Dokto­runuzla reçeteye bağlı olmayan hangi ilaçlann, özellikle geceleri, yardımcı olabileceğini konuşun. Durumunuz 3 haftadan fazla bir sürede iyileşmezse, dokto-aınuz, ilave röntgen ve ileri tetkik yöntemleriyle (bronkoskopi veya bilgisayarlı tomografi) başka rahat­sızlıkların (akciğer kanseri veya tüberküloz) varlığını araştırabilir.
BAKTERYEL ZATÜRREE
Bakterierden kaynaklanan zatürree genllikle kış aykannda oluşur. Birçok bakteri zatürreeye yol açabilir, ancak en çok karşılaşı­lanı, Streptococcus pneumoniae, (bir diğer adı da Pnömokoktur). Bir diğer sık karşılaşılan Haemophilus injluenzae, bunun ardından Moraxella catarrhalis (özellikle kronik bronşit olanlarda zatür­reeye yol açar), A grup strep-tokoksi, Staphylococcus aureus (”staf’ da denir) ve gram-negatif denilen bir bakteri grubu.

Bütün bunlar, yüksek ateş, titreme, ağır yorgunluk, aşırı halsizlik ve yeşil balgam çıkartan öksürmelere sebep olur. Pseudomonas auruginosa adı verilen bakteri çoğunlukla hastanelerde ve hastalığın bulunabileceği diğer kurumlarda görülür. Birçok antibi­yotiğe dayanıklı, çok ağır bir zatürree türüne sebep olur.

VİRAL ZATÜRREE
Birçok zatürree vakası, özellikle daha gençlerde ve daha sağlıklı olanlarda, virüslerden kaynak­lanır. En sık karşılaşılan ve en çok bilineni ise enfluenza virüsüdür (gribe sebep olan virüs).
Bazı virüsler çok az görülecek şekilde zatürreeye sebep olurlar, ancak sebep oldukları zatürree çok ağır bir zatürree olur. Örneğin, suçiçeğine sebep olan varicella-zoster virüsü; esas olarak erişkin­lerde zatürreeye sebep olur. Bu türde zatürreeyi tedavi etmek için antiviral ilaçlar bulunmaktadır.

Hanta virüsü , bir başka ciddi viral zatürree, türüne sebep olan virüstür. Bu tür için antiviral ilaçların çok etkili olduğu gösterilememiştir.Viral zatürree, tipik zatürree belirtilerine sebep olur. Öksürük genellikle balgam üretmez. Birçok viral zatürree sadece bir hafta sürer ya da, tamamen sağlıklı hissetmeniz birkaç hafta sürebilir.Zaman-zaman, viral zatürre­eden zayıflamış akciğer, bakteri­lerden daha kolay enfekte olur (bu duruma “bakteryel süper enfeksiyon” denir) Bu genellikle, enfluenza virüsü sebebiyle oluşan zatürreede olur. Benzeri bakteryel süperenfeksiyonlar çok ciddi hastalıklara sebep olabilir.

MİKOPLAZMAL ZATÜRREE
Mikoplazmal zatürreeye sebep olan mikroorganizma, Mycoplasma pneumoniae, bakateri ve virüslerden farklı olmakla beraber, antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Zatürreenin çok sık karşılaşılan sebeplerinden biridir, gençlerde ve genç erişkinlerde sık görülmesine rağmen her yaştaki insaı etkileyebilir.
Mikroplazmal zatürree, yılın herhangi bir döneminde oluşur ancak yaz sonu ve güz başı daha sık görülür. Enfeksiyon genel­likle, 1-2 gün süren, boğaz ağnsıyla kendini gösterir, daha sonra öksürükle ve ateşle devam eder. Ayrıca kötü bir baş ağrısı da yapabilir. Mikoplazmal zatürree çok bulaşıcıdır.

Mikroplazmal zatürree teşhi­sinde kullanılan, günümüz teşhis testleri çok hassas değildirler ve hızlı sonuçlar da vermezler. Bu yüzden, doktorlar teşhisi koyar ve tedaviye sadece fiziki muayeneye dayanarak başlarlar. Mikroplazmal zatürree, antibiyotik tedavisine cevap verir ayrıca eritromisin ve makrolid antibiyotikler ile tetrasilin ve kinolon antibiyotikler kullanıla­bilir. Bununla beraber, antibiyotik­lere başlamış olsanız bile öksürü­ğünüz birkaç gün hatta birkaç hafta bile devam edebilir.

KLAMİDYAL ZATÜRREE
Chlamydia pneumoniae, bakteri­lerden, virüslerden ya da mikop-lazmadan farklı bir mikroorganiz­madır ancak antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Birbirlerine bağlıdır. Ama jenital enfeksiyona sebep olan klamidya türünden farklıdır. Her yaştaki insan bu tür zatür­reeye yakalanabilir, genç ve orta yaşlılar daha sık etkilenirler. Hasta­lanan kişi 1 ila 2 hafta arasında etki altında kalır. Klamidya teşhisi için çok fazla test yoktur. Enfek­siyon tedavisinde, eritromisin, başka makrolid antibiyotikler, tetrasilin ya da kinolon antibiyo­tikler etkili olurlar.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ BOZUK KİŞİLERDE ZATÜRREE
Bağışıklık sistemi birçok sebepten dolayı bozulabilir: HIV, AİDS, kemoterapi veya radyoterapi, kortikosteroid ilaçlar, ve bağışıklık yok eden ilaçlar (genellikle organ nakillerinden sonra kullanılır).
HIV enfeksiyonu olanlar genel­likle bakteryel zatürreeye de yakalanırlar ancak ayrıca alışık olunmayan bir mantar enfek­siyonuna da yakalanabilirler Pneumocytis carinii zatürree (PCP). PCP sıklıkla kademeli zatürree üretir; tipik belirtisi nefes darlığı ve kuru öksürüktür.Kanserli olanlar, özellikle kortikosteroid tedavisi görenler, PCP ve mantar enfeksiyonuna daha meyillidirler.

Bağışıklı sistemi bozuk olan kişilerde zatürree teşhisi zorlu bir iştir zira belirtilerin içinde ateş olmayabililr ve öksürük genellikle kurudur. Pulmoner Hanta Virüsü

Pulmoner hanta virüsü pek karşı­laşılmayan ancak çok ciddi tipte bir zatürree (akciğer enfeksiyonu) türüdür, kaynağı hanta virüsüdür. Hanta virüsü kemirgen hayvan­ların, genellikle farenin, salyalan ve idrarından bulaşır.Bu enfefksiyon, ABD’nin güneybatısında çok görülür, ancak kuzeydoğu ve batıdaki 20′den fazla eyalette de görülmüştür.

Enfeksiyon; ateş, baş ağnsı, kas ağnsı, sersemlik hissi ve nefes yetmezliğiyle başlar. Bazen, gastro-entestinal belirtiler (bulantı ve t kusma gibi) görülür. Enfekte olanlann sonradan kalp atışlan hızlanır, tansiyonu düşer ve akciğer semtomlan oluşur, öksürük, akciğerlerde sıvı ve solunum yetmezliğine ve şoka uzanan ağn olur. Hanta virüsü kapanların yansı, bu virüsten dolayı ölür.Hanta virüsünün bulunduğu bir yerde yaşıyorsanız, sendroma karşı gereken önlemleri almak son derece önemlidir; bu önlem­lere, oturduğunuz yerde farelerin geçmiş ve pisliklerini bırakmış olabilecekleri heryeri dezen­fekte ettirmek, farelerin girebi­leceği delikleri ve diğer delikleri kapatmak dahildir.

Lejyoner Hastalığı
Bir zatürree türü olan lejyoner hastalığı, legionella (bu ismin verilmesinin sebebi hastalığın ilk kaydı 1976 da yapılan Amerikan Lejyonu toplantısında 29 kişinin ölümüdür) denilen bir bakteri sınıfından bulaşır.
Hal böyleyken, şimdilerde biliniyor ki bu bakteri insan­ları yıllardan beri öldürüyormuş; ancak hastalık yıllar önce zatür­reeden ölen insanların biyolojik örneklerinin otopsisi sırasında saptanmıştır.İnsanlar hastalığı mikroplu sudan kaparlar, daha önce enfekte olmuş birinden değil. Bakteri birçok su kaynağında bulunmuş ancak normal olarak klorlanarak kontrol altına alınmıştır. Ancak sıhhi tesisat sistemlerinde, suyun biriktiği yerde ve su soğutmalı klima cihazlannda çoğalabilir.

Belirtiler, enfekte olduktan 1 hafta sonra ortay çıkar. Ani zayıf­lama, baş ağrısı ve kas ağrılarını enfeksiyona özgü bir biçimde, kann ağnsı,’ ishal, boğaz ağrısı ve kuru öksürük takip eder. Birkaç gün sonra ateş, titreme, uyuşukluk, solunum güçlük­leri ve deliryum hali gelişebilir ve bazılannda öksürünce koyu balgam gelir. Diğer zatürree türle­rinde olduğu gibi hastalık tedavi edilmezse ağırlaşır.Legionellanın sebep olduğu zatürree her zaman çok ciddi bir hastalıktır ve bu hastalığa yakalananların hastaneye yatma­ları gerekir. Yalnız başına fiziki muayene ve belirtilerle teşhis edilemez; teşhis, balgam örneği, kan veya idrar tahlili ile yapılabilir. Test sonuçlarının gelmesi birkaç gün süreceğinden, doktorunuz teşhis kesinleşmeden lejyoner hastalığı tedavisine başlayabilir.Tedavi, yüksek dozda ve damar içi olarak, eritromicin, azitromisin, veya fluorokinolon antibiyotik gibi antibiyotik tedavi­sidir; daha sonra antiniyotikleri ağızdan alabilirsiniz.

Boğmaca

Boğmaca bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp literatüründeki adı “Pertussis”tir. Çoğunlukla 1 ila 4 yaş­ları arasındaki çocuklarda çok görülür. Ortalama olarak 4-6 hafta devam eder. Has­tanın burnu akar; nöbet halinde gelen öksürükler yaşanabilir. Bazen kusmaya ne­den olur. Özellikle çocuklarda ağır seyreder. Boğmaca, ileri derecede bulaşıcı ve günümüzde de oldukça sık karşımıza çıkan bir hastalıktır. Boğmacanın nedeni “bordatella pertussis” adlı bir bakteridir.

Bu bakteri ağızda, burunda ve boğazda yaşayarak temasla, öksürükle ve hap­şırmayla yayılır.
0 Boğmaca’nın belirtileri, bakterinin bulaşmasından 7-10 gün sonra ortaya çı­kar. Boğmaca başlangıçta hapşırmayla, burun akmasıyla, ateşle ve hafif öksürükle birlikte soğuk algınlığına benzer ama aradan 1-2 hafta geçince, şiddetli öksürük nöbetleri başlar. Bu dönem genellikle 1-6 hafta devam eder. Bu süre daha uzun da sürebilir.

Boğmaca çok bulaşıcı bir hastalıktır, bu nedenle boğmaca geçiren çocuklar hastalığın başlangıcını takip eden 21 gün içinde arkadaşları ile oyun oynamamalıdır. Boğmaca aşısı yapılan çocukların bile boğmaca olduğu görülmüştür. Boğmaca salgını gibi durumlarda ya da yakınlarınızdan birinin bu hastalığı geçirmesi duru­munda çocuğunuzu korumanız gerekmektedir. Aksi halde çocuğunuz bu hastalığı yeniden geçirebilir.

Boğmaca için önerilen modern tıp tedavileri:

Çocuklar boğmacaya karşı aşılanmaktadır. Boğmaca vakalarında çok büyük bir yarar sağlamasa da, antibiyotik tedavisine başlanabilir. Boğmaca hastalığı erken safhada teşhis edilirse, “eritromisin” adlı ilaca başlanır. Bu ilaç çocuğunuzun yaşadığı hastalı­ğın bulaşıcılık oranını en aza indirger ve hastalığın iyileşme süresini hızlandırır.

Doğal sağlsk tedavileri

• Kekik bitkisi balgam söktürücüdür. Kekiğin antiseptik özelliği bulunmaktadır.
• Balgam söktürücü ve öksürük kesici bir özelliğe sahip olan hakiki andız otu homeopati alanında “elecampane” olarak bilinmektedir. Bu bitki şurup halin­de de piyasada bulunmaktadır.
• Banyodan sonra, çocuğunuzun sırtına ve göğüs kafesine süreceğiniz öksürük otu kremi çocuğunuzun ciğerlerini rahatlatır.

Aşağıda önerilen homeopati tedavileri de boğmacaya iyi gelmektedir:

• Bıldırcın otu boğmaca krizi sırasında ya da hastalığın ilk aşamasında kulla­nılabilir.
• Homeopati alanında özel olarak üretilen “Antimonium tart.” adlı madde vücutta titremeye neden olan öksürükler için kullanılabilir.
• Halk arasında karı otu ya da kan kökü olarak bilinen ve homeopati alanın­da “sangunaria” adı ile anılan bitki sert ve kuru öksürükler için uygundur.
• Böcek yiyen bir Japon bitkisi olan ve homeopati alanında “drosera” olarak bilinen bitki göğüs kafesindeki ağrıları dindirir ve sırt üstü yatarken başla­yan göğüs ağrılarına iyi gelir.
• Çit kökü kuru, ağrılı ve bulantıya neden olan öksürükler için kullanılabilir.
• Homeopati alanında “pertussin” olarak bilinen bitkisel madde hastalığın bitimine doğru tek doz olarak verilebilir.
• Bach çiçek terapileri nefes almakta güçlük çeken çocukların rahatlamasına yardımcı olur. Çocuklar yaşadıkları öksürük krizinden korkarlar ve gerilim ya­şarlar. Bu tür durumlarda da Bach çiçek esansları kullanılabilir. Bach çiçek esanslarından uygun görülen esanslar ile çocuğunuzun nabız noktalarına na­zik bir masaj yapabilirsiniz. Spazmodik öksürük nöbetlerinin başlaması duru­munda kırmızı erik, misk otu ve zeytin kullanılabilir.
• Birkaç damla lavanta ve papatya yağını seyreltici bir yağ ile seyreltin ve karışı­mı kullanarak çocuğunuzun göğüs bölgesine ve sırtına masaj yapın. Çocuğu­nuzun vücudundaki kasların gevşediğini ve çocuğunuzun daha rahat nefes al­maya başladığını göreceksiniz.
• Çay ağacı yağı, lavanta yağı ve okaliptüs yağı buharlaştırıcı etkisi olan cam bir tüpün içine koyulursa, ciğerleri açar ve spazmı giderir.
• C vitamini ve çinko takviyesine başlayın. Bu şekilde çocuğunuzun bağışıklık sistemini harekete geçirmiş olursunuz.
• Asidofilus içeren gıdaları tercih edin veya asidofilus takviyesine başlayın. Asi-dofilus, sindirim sisteminin faaliyetlerine yardımcı olan ve bakterilerle müca­dele eden iyi huylu bakterilerden biridir.
• Portakal ve greyfurt türü asitli meyvelerden kaçının çünkü bu meyveler mide bulantısına neden olabilir.
Faydalı terapiler
Homeopati, herbalizm, geleneksel Çin terapileri, Ayurveda, aromaterapi ve çocu­ğunuza rahatlık duygusu veren çiçek esansları.

Uyarı:

Zatürre ve bronşit vakalarında ikinci bir enfeksiyon riski daha bulunmaktadır. Tüm boğmaca vakalarında, doktor tedavisi ve teşhisi bir zorunluluk haline gelir. Bulantı ve kusma gibi durum­ların öksürüğe eşlik etmesi durumunda çocuğunuza bol miktarda su içirmeye çalışın. Bu şekil­de çocuğunuzun vücudunun susuz kalmasını önlemiş olursunuz. Oküsürük esnasında çocuğu­nuzun dudakları moranyorsa, acilen doktorunuzu görmelisiniz.

Diş İpi Kullanımı

Diş ipi, diş fırçasının ulaşamadığı sıkı diş aralarında kalan yiyecek artıklarının temizlenmesi açısından son derece gerekli bir araçtır. Çocuklara diş fırçalama öğretildiği yaşlarda diş ipi kullanımının da teknikleri anlatılarak öğretilmelidir.

Yemek artıkları en belirgin çürük sebebi olduğundan diş fırçalama sonrası dişler arasının ve diş ile diş eti çizgisi aralarının diş ipi kullanılarak temizlenmesi ihmal edilmemelidir.

Nasıl Kullanılır?

- Diş ipinden otuz santimetre uzunluğunda koparılır ve bir kısmı bir elin orta parmağına, diğer kısmı öteki elin yine orta parmağına dolanır. Diş ipinin bir kısmı da ortada serbest bırakılır.

- Ortada bırakılan kısım işaret parmağıyla geriye doğru itilerek dişler arasından geçirilir. Yalnız asla sert hareket etmemeli, aksi takdirde diş eti zarar görebilir. İpi dişlerin deiş eti kısımlarına doğru itilerek ağız boşluğu yönünde diş aralarını sıyıracak şekilde indirilir. Tabii ki diş etlerini kesmemek için yavaş hafif dokunuşlar olmalı.

- Aynı şekilde yine bir parça diş ipi alınarak alt dişler içinde işlem tekrarlanır.

Dispraksiya

Dispraksiya, disleksiden tamamen farklıdır; ancak disleksili çocuklara karşı izle­nen tutum dispraksiya hastası çocuklar için de izlenebilir. Dispraksiya hastası çocukların durumu, bu hastalığı yaşamayan çocukların durumundan çok da farklı değildir. Bu nedenle hastalığın teşhisi zorlaşmaktadır. Dispraksiya, beynin verdiği komutta oluşan bir sorun nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Bu hastalık, Amerika’da, gelişimsel koordinasyon bozukluğu olarak adlandırılmaktadır. Bu hastalık halk arasında “sakar çocuk sendromu” olarak adlandırılırdı. Amerika’daki nüfusun %10′unun dispraksiya hastası olduğu bilinmektedir. Dispraksiya has­talarının %70′i erkektir.

Dispraksiya derneği, dispraksiya hastası çocukların aşa­ğıdaki belirtileri yaşadığını bildirmiştir:

- Sakarlık
- Duruş bozukluğu, algı bozukluğu, korkak davranışlar
- Sağ ya da sol el kullanma konusunda karar verememe durumu
- Kısa süreli belleğin zayıf olması, gün içinde yapılacak olan aktivitelerin unu­tulması
- Okuma ve yazma zorluğu, kalem tutamama durumu m Yer-yön algısında güçlük
- Fiziksel aktivitelerde sorun; yakalama, koşma, alet tutma ve bisiklet binme gi­bi işlerde yaşanan zorluklar
- Fobiler, takıntılı ve çocuksu davranışlar
- Organizasyon güçlüğü
- Sıra ile yapılması gereken işlerin sırasını karıştırma, örneğin matematikte 4 işlem
- Enerji boşalımı; dispraksiya hastası çocuklar çok çabuk yorulur ve saatlerce uyur
- Tehlikeleri algılayamama, özellikle de pratik konularda ve bilimsel konularda algı yetersizliği

Dispraksiya hastaları yeni öğrenilen birçok şeyi yapmakta güçlük çekebilir. Hasta­lar öğrendikleri şeyleri yeterince uğraşırlarsa yapabilirler, bu nedenle hasta yakın­ları sürekli “bir denese mutlaka yapar” gibi sözler sarf etmektedir. Dispraksiya has­tası çocuklar atacakları her adımı planlıyormuş gibi görünmektedir.

Dispraksiyalı çocuklar sakar ve korkak bir tavır sergileyebilir. Dispraksiya, yetenek gerektiren ve motor davranışlar grubuna girmeyen davranışların doğru sırayla yapılması konu­sunda planlama ve koordinasyon yetersizliği olarak da tanımlanabilen bir hasta­lıktır. Motor davranışların yerine getirilemediği durumlar da görülmektedir. Disp­raksiya hastası çocukların el yazıları düzgün değildir. Dispraksiya hastalığı “geli­şimsel sözel dispraksiya” hastalığı olarak da görülmektedir. Gelişimsel sözel disp­raksiya hastası olan çocuklar bazı sesleri çıkarmakta zorlanır ve kelimeleri sırasıy­la söyleyemez.

Gelişimsel Dispraksiya:

Aileler ve Profesyoneller için El Kitabı adlı kitabın yaza­rı olan Madeleine Portvvood, gelişimsel dispraksiya hastalığının beyinde yer alan nöronların yeterince gelişememesinden kaynaklandığını bildirmiştir. Nöronların kendi içinde koordinasyon kuramaması nedeniyle beynin komut verip almakta ve işlem yapmakta güçlük çektiğini bildiren Portvvood, dispraksiya hastası çocukların bu nedenle kendilerine verilen görevleri yerine getiremediğini belirtmiştir. Port­vvood, beyin fonksiyonlarının gelişmesi ile birlikte, çocukların da birtakım hare­ketleri yerine getirme kapasitelerinin arttığına değinmiştir. Bu hareketlerin başın­da emekleme, yürüme ve ilk kelimeleri söyleme yer almaktadır. Dispraksiya hasta­sı olan birçok genç ideal bir gelişim düzeyini yakalayamamaktadır.

Faydalı terapiler

Osteopati, kranyal osteopati, akupunktur, homeopati, herbalizm.
Bu tedavilerin yararı bilimsel olarak kanıtlanmamıştır ancak tedavileri sürdü­ren bazı aileler olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmektedir.

Evde yapabilecekleriniz

- Madeleine Portvvood, dispraksiya hastası çocuklarla birlikte günde 20 dakika süresince yapılabilecek olan bazı çalışmaların yararlı olacağından bahsetmiş­tir. Bu çalışmalarda, çocukların yapamadığı hareketler üzerinde durulabilir. Çalışmalara başlamak için ideal yaş üçtür. Portvvood, bu çalışmaların hem motor hareketlerin hem de el yazısı gibi kabiliyet isteyen hareketlerin gerçek­leştirilmesini kolaylaştırdığına değinmiştir. “Dispraksiya hastası bir çocuk olimpiyata katılacak bir atlet olmayabilir,” der Portvvood, “ancak yaşıtları ile birlikte spor yapabilir ve oyun oynayabilir.”

- Fizik tedavi dispraksiya hastası çocukların koordinasyon yetisini %97 oranında artırır. Fizik Tedavi Derneği tarafından sürdürülen bir çalışma, dispraksiya has­tası çocukların koordinasyon yetisinin ve kas gücünün fizik tedavi sonrasında %47-97 oranında geliştiğini belirtmiştir. Çocuklar 8 hafta boyunca fizik teda­vi görür, kas gücünü artırmak için önerilen egzersizleri yaparlar. Çocuklar ev­lerinde de egzersiz programı uygularlar. Çocukların koordinasyon yetilerin ge­lişmesinin yanında, öz güvenlerinin de arttığı gözlemlenmiştir.

- Dispraksiya ile Yaşamak: Faydalı İpuçları adlı kitabın yazarı olan Michelle Lee, kitabında, dispraksiya hastası çocukların evde ve okulda karşılaştıkları zorluk­ların üstesinden gelebilmeleri için birbirinden faydalı bilgiler vermiştir. Lee bir fizik tedavi uzmanıdır ve koordinasyon eksikliği olan birçok çocuğu fizik tedavi ile iyileştirmiştir. Lee, ailelere şu tavsiyelerde bulunmaktadır: “Yaptığı­nız çalışmaların sonucunda olumlu gelişmeler kaydedip kaydetmediğinize bakın, ilerde yapacağınız çalışmaları şimdiden planlayın ve gözden geçirin, karşılaşılan zorlukların üstesinden gelmek için yapacağınız çalışmalar esna­sında oyun oynayın, el ve göz koordinasyonunu güçlendirmeye çalışın, kısa-süreli belleği güçlendirin, planlama alışkanlığını uygulayın, eşyalarınızı her zaman aynı yere koyun, işlerinizi rutine bağlayın, elbiselerinizi tek tek giyip tek tek çıkarın.”

- Çocuğunuz el yazısı yazmakta zorluk çekiyorsa, çocuğunuza laptop alın. Dispraksiya hastası birçok çocuk kalem kullanmakta zorluk çekerken, klavye­yi kolaylıkla kullanmaktadır! Laptop kullanan dispraksiya hastaları sınıfta da­ha kolay not alabilmekte ve yaratıcı güçlerini daha rahat kullanabilmektedir.

- Çocuğunuza öz güven aşılayın. Özellikle de sportif aktivitelerde başarılı ola­mayan erkek çocukları, kendilerini “işe yaramaz” ve “gereksiz” hissetmektedir. Bu çocuklar takım arkadaşları tarafından da küçümsenmektedir. Çocuğunu­zun kendisini iyi hissetmesini sağlayın ve içinde bulunduğu durumun bazı konularda kendisine zorluk çıkarabileceğini kabullenmesini sağlayın. Çocu­ğunuzun koordinasyon yetisini geliştirecek olan çalışmaları birlikte yapın. Ço­cuğunuz bu tür çalışmaları sizinle birlikte yaparsa, desteğinizi hisseder ve ba­şarısız olduğu durumlarda hemen pes etmeye kalkışmaz.

- Çocuğunuzun içinde bulunduğu durum nedeniyle strese girmesini ve kendisi hakkında olumsuz duygular beslemesini engellemek için çiçek esanslarını kullanın.

- Çocuğunuzun uykusunu iyi almasını sağlayın. Yorulan çocuklar hemen yatak odasına giderek dinlenmelidir. Dispraksiya hastası çocuklar diğer çocuklardan daha fazla uyku ihtiyacı hissedebilir.

- Dispraksiya hastası çocukların aileleri tarafından kurulan “destek ve dayanışma” gruplarına üye olun. Bu sayede yeni tedavi yöntemlerini yakından takip etmiş olursunuz. Ailelerle birlikte deneyimlerinizi paylaşma imkânı da bulabilirsiniz.

- Dispraksiya hastası bazı çocuklar disleksi sorununu da yaşıyor olabilir. Çocu­ğunuzun disleksi hastası olduğundan şüpheleniyorsanız, mutlaka doktorunu­zu görün.

Aşırı terleme problemi için cerrahi çözüm

apokrin ter bezleri, aşırı terleme, aşırı terleme hastalığı, aşırı terleme sorunu, aşırı terleme tedavisi, aşırı terlemenin nedenleri, egzersiz, ekrin ter bezleri, ilaçsız terleme tedavisi, iyontoforez, iyontoforez tedavisi, kalp pili kullanıcıları, primer hiperhidrozun, proteinlerin parçalanması, sempatik sinir sistemi, ter bezlerindeki proteinler, terleme, tokalaşma, vücut ısısı

Aşırı terleme ve cerrahi müdahale

Her bin kişiden 3’ünde görülen aşırı terleme (hiperhidroz), günlük yaşamı kâbusa çeviriyor. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Semih Halezeroğlu, yöntemin halk arasında “ETS” (Endoskopik Torakal Sempatektomi) olarak bilindiğini, genel anestezi altında bir saat süren ameliyattan sonra terleme sorununun ortadan kalktığını söylüyor. Prof. Dr. Halezeroğlu, söz konusu yöntemin şimdiye kadar koltuk altından 2 veya 3 kesiden girilerek yapıldığını, ancak İtalyan Cerrah Dr. Gaetano Rocco’nun geliştirdiği tek kesiden ameliyatla uygulamanın daha konforlu hale geldiğine dikkat çekiyor.

Aşırısı hastalık

Aşırı terleme sorunu bulunan kişiler, bu sorunu çocukluktan itibaren yaşıyorlar. Tek kesiden ameliyat, ergenlik dönemindeki gençlere de yapılabiliyor. Prof. Halezeroğlu, ergenlik döneminin bitmesinin bu sorunun bitmesi anlamına gelmeyeceğini belirterek şunları söylüyor:

“Aşırı terleme bir hastalıktır. Bu nedenle ‘heyecanlandım, koştum, yürüdüm . Bu yüzden aşırı terledim’ gibi durumlar aşırı terleme hastalığı için geçerli nedenler değildir. Çünkü bu hastalar hiç efor sarf etmeden, durdukları yerde bile terlerler. Bu hastalık yaz-kış ayırmadığı için, terleme musluktan su akar gibi devam eder.”

Uygulama nasıl?

- Koltuk altında bir santimetrelik kesi açılıyor.
- Açılan kesinin içine 5 mm çapında bir kamera sokuluyor.
- Kesilecek sinir büyük ekranlarda çok net olarak görülüyor.
- Omurganın her iki yanından aşağı doğru inen ve vücutta terlemeyi kontrol eden sempatik sinire ulaşılıyor.
- İkinci ve 4. kaburga bölgesindeki sinire mandala benzeyen bir klips takılıyor.
- Klips, sinirden ter bezlerine giden ve aşırı ter salgılanmasının nedeni olan sinyali kesiyor.
- Ameliyat bir saat sürüyor ve hastanın kıpırdamaması gerektiği için genel anestezi ile yapılıyor.
- Terleme ameliyattan çıkar çıkmaz kesiliyor.
- Ameliyattan sonra hasta ağrı duymuyor ve bu nedenle ağrı kesici verilmesine gerek kalmıyor.

“Fakültede terden maket yapamadım”

Ameliyatı geçirdikten sonra kendini dünyaya yeniden gelmiş gibi hissettiğini söyleyen Eralp Doda, İTÜ Uçak Mühendisliği bölümünde okuyor ve 10 yıldan uzun süredir terleme sorunu yaşıyor. Doda, ameliyat öncesi kimseyle el sıkışamadığını, not alırken ellerinin terlediğini, bu nedenle defterinin su içinde kaldığını belirtiyor. “Kız arkadaşımın elini tutamıyordum. Sürekli ıslak bir eli tutmayı kim ister ki” diyen Doda, fakültede ince ahşap malzemeden maketler yaptıklarını, terden tahtalar ıslandığı için 4 yıl boyunca istediği gibi maket yapamadığını söylüyor.

“Eşimin elini bile tutamıyorum”

Aşırı terleyenlerin en çok dile getirdikleri şikâyetleri şunlar:
- Sevgili veya eşle el ele tutuşamama.
- Sınavda, sınav kâğıdının su içinde kalması, kalemi tutamama.
- İnsanlarla tokalaşamama.
- Ayakların ve koltuk altının terlemesinden kaynaklanan koku nedeniyle insan içine girememe.
- Yaz-kış her mevsim terleme ve baştan aşağı su dökülmesi hissi.

TopOfBlogs