Arşiv Nisan 2010



Saman Nezlesi ve Korunma Yolları

alerji, alerji oluşturan makyaj malzemeleri, alerjik rinit, aniden gözlerin yaşarması, burun kaşıntısı, damak kaşıntısı, gözlerin sulanması, güneş gözlüğü kullanımı, Hapşırık, hapşırık nöbeti, makyaj malzemeleri, nezle, öksürük, polenler, sağlık sorunu, saman nezlesi, saman nezlesi rahatsızlığı, saman nezlesi tedavisi, saman nezlesinden korunma yolları, saman nezlesinin nedenleri, vazelin kullanımı, yaşam kalitesi

Saman nezlesi hemen her yaşta insanı etkileyen alerjik bir hastalık. Günlük hayatınızda çok ciddi bir etkisi bulunmasa da, en olmadık zamanlarda başınızı derde sokabiliyor. Mesela bir iş görüşmesinde birdenbire gelen hapşırık nöbeti, burun kaşıntısı, öksürük ya da aniden gözlerin yaşarması hoş bir görüntü yaratmıyor.

Ya da bir sınavdayken hapşırık, damak kaşıntısı ve gözlerin sulanması gibi belirtileri yüzünden sorulara konsantre olmanız zorlaşabiliyor.

Avrupa’da çok yaygın görülen saman nezlesine daha çok polenler neden oluyor. Alerjik rinit olarak da ifade edilen hastalığın etkisini uygulayacağınız bazı yöntemlerle azaltmak mümkün. İşte yapılması gerekenler:

Polenlerden önce ilaç kullanın

Alerjik ve her yıl aynı dönemde etkileyen bir hastalık olduğu için, polen mevsimi başlamadan önce ilaç almaya başlamanız gerekiyor. Ya size iyi gelen ilaçlarınızı yine doktorunuza danışarak ya da doktorun yazdığı ilaçları polenler uçuşmaya başlamadan almak, hastalığınızın etkilerini azaltabilir.

Üçlü kombinasyon ilaç

En iyi önleyici ilaçlar gösterdiğiniz belirtilere bağlıdır. Antihistamin içeren tablet, burun spreyi ve göz damlası kombinasyonuna ihtiyaç duyabilirsiniz.

Her gün bal tüketin

Her gün bir yemek kaşığı dolusu bal tüketin. Balın doğal bal olmasına dikkat edin. Bal bağışıklık sisteminizi güçlendirecektir.

Yatak odası camını kapalı tutun

Yatak odanızın camını sabahın erken saatlerinden öğleden sonraya kadar kapalı tutun. Polenlerin en fazla dolaşımda olduğu saatler günün ilk saatleridir. Araba kullanırken camları ve havalandırmayı da bu saatlerde açmamaya dikkat edin.

Alkollü içkilerden uzak durun

Alkollü içkiler, saman nezlesini daha da kötü yapar. Bira, şarap ve diğer alkollü içkiler alerjiyi tetikleyen histamini içerir.

Güneş gözlüğü kullanın

Geniş camlı güneş gözlükleri kullanın.

Makyaj malzemelerinde seçici olun

Bu dönemde, alerji oluşturma ihtimali düşük olan makyaj malzemelerini kullanın.

Vazelin kullanın

Burun deliklerinizin içine vazelin sürün. Bu polenlerin burun içinden girmesini engelleyecektir.

Dışarda çamaşır kurutmayın

Havadaki polenin çok fazla olduğu dönemlerde çamaşırlarınızı evin içinde kurutun.

Her gün duş alın

Yatmadan önce, dışarda giydiğiniz giysileri çıkarın. Her gün duş yaptıktan sonra yatın. Eğer duş almaya üşeniyorsanız, saçlarınızı fırçalayıp başınıza bir duş bonesi geçirdikten sonra yatın.

Karpal Tünel Sendromu

karpal tünel sendrom, Karpal Tünel Sendromu, karpal tünel sendromu ameliyatı, karpal tünel sendromu belirtileri, karpal tünel sendromu belirtileri nelerdir, karpal tünel sendromu nedenleri, karpal tünel sendromu nedir, karpal tünel sendromu tedavi, karpal tünel sendromu tedavisi

Karpal Tünel Sendromu

Baş parmak ve yanındaki üç parmağın duyusunu veren ve başparmak fonksiyonlarını sağlayan Median siniri etkileyen bir sorundur. Median sinirin el bileğinde parmakları hareket ettiren tendonlar ile birlikte içinden geçtiği Karpal Tünel’de baskıya uğraması sonucu Karpal Tünel Sendromu gelişir. Parmaklarda uyuşma, güç kaybı ve ön koldan omuza kadar yayılan ağrılarla kendini gösterir. Bu dönemde gerekli önlemler alınamazsa sinirde kalıcı hasar meydana gelir. Sonrasında el fonksiyonları ve duyudunun onarımı mümkün olmaz. Tedavi olarak başlangıçta tıbbı tedavi ve gece atelleri kullanılır. Yeterli iyileşme sağlanamazsa cerrahi olarak karpal tünel gevşetmesi uygulanır. Sinir üzerindeki baskı böylece ortadan kaldırılır.

Boş Testis ve Tedavisi

inmemiş testis, inmemiş testis ameliyat, inmemiş testis ameliyatı, inmemiş testis ameliyatı nasıl yapılır, inmemiş testis ameliyatı sonrası, inmemiş testis ameliyatı sonrası iyileşme süresi nedir, inmemiş testis belirtileri, inmemiş testis hormon tedavisi, inmemiş testis nasıl anlaşılır, inmemiş testis nedir, inmemiş testis tedavisi

Boş Testis ve Tedavisi

Erkeklik hormonu ve sperm üretiminden sorumlu organ olan testis, bebeklerin yaklaşık % 4,3’ünde doğumda yerinde bulunmaz. Bu hastaların ¾’ünde 3 ay dolmadan testis yerine iner. Bebekler bir yaşına geldiklerinde ise yalnızca % 0.96 sı inmemiştir. Muayenede testisin yerinde olmaması boş torba olarak tanımlanmaktadır ve bu durumda şu olasılıklar söz konusudur:

• Testisin yokluğu: Testis ya anne karnındaki dönemde hiç oluşmamıştır ya da oluştuktan sonra meydana gelen damarsal tıkanıklıklar nedeniyle testis kaybolması söz konusudur. Tek ya da çift taraflı olabilir. Tek taraflı olanlar genellikle aynı taraf böbrek yokluğu ile birliktedir.

• Testis erimesi(Atrofi): Testis önceden mevcut olduğu halde daha sonra ortaya çıkan etkiler(damarlarda tıkanma, burulma ya da zedelenme-travma) sonucu testis erimesi meydana gelmiştir. Yapılan ameliyatta bu hastalarda sperm kanalının torba içinde ya da kasık kanalın bir noktasında son bulduğu görülür. Bu durumda da geri kalan yapıların çıkarılması önerilir.

• Karın içindeki inmemiş testis:Yine muayenede bulunamayan testis söz konusudur. Testis ne torbada ne de kasık kanalı içinde muayene ile bulunamaz. Tüm inmemiş testisli bebeklerin % 5-10’unda söz konusudur.

• Kanal içindeki inmemiş testis : İnmemiş testis denilince genellikle akla gelen ve en sık karşılaşılan tiptir. Kasık kanalı içinde herhangi bir noktada testis ele gelir

• Geri çekilen(Retraktil) testis: Testisin asıcı kaslarının kasılması sonucu geçici olarak torba dışına(kasığa doğru) çekilmesi normal bir reflekstir. Bu refleks testisin ısı farklılıklarına ve travmaya karşı korunmasını sağlar. Retraktil testis tedavi gereken bir durum olmadığı kabul edilir. Retraktil-inmemiş testis ayırımının bir uzman tarafından yapılması gerekir.

• Ektopik testis: Testis normal iniş yolu üzerinde bir noktada bulunmayıp, farklı bir yerleşim gösterir. Anüsün ön kısmı, kasık, penis kökü ya da karşı torba yerleşimleri bildirilmiştir.

Tanı: Yumurtanın yokluğu ya bebeğin ailesi ya da doktoru tarafından fark edilir. Yenidoğan bebeğin olağan muayenesinde mutlaka yapılması gereken bir muayene olup, ailenin yönlendirilmesi gereklidir. Muayenede bulunamayan testis söz konusu olduğunda mutlaka konu ile ilgili uzmana başvurulmalıdır. Zaman zaman her şey normal olduğu halde testis fark edilemeyebilir. Konu ile ilgili uzman tarafından da muayenede bulunamaması halinde, yardımcı görüntüleme araçlarından yararlanılmalıdır:
Tanı da ultrasonografi en sık başvurulan, en yararlı tanı aracıdır. Testisin yerini, ilişkilerini ve boyutlarını öğrenme, diğer testis ile karşılaştırma olanağı sağlar. Laparoskopi: Yerinde ve kasıkta bulunamayan hastalarda hem testisin varlığını ve konumunu saptamak hem de uygu olgularda tedaviye yönelik girişim amacıyla giderek daha yaygın kullanılmaktadır. Magnetik rezonans görüntüleme(MR ya da emar) ve bilgisayarlı tomografi gerekli hastalarda kullanılmaktadır.

Araştırma operasyonu: Bulunamayan testis olgularında hem araştırma hem de tedavi amaçlı olarak uygulanmaktadır.
Birlikte fıtık sıktır. Belirtili olarak bulunmasa da çoğu hastada operasyonda karşılaşılmaktadır.

Tedavi: Erkeklerde torbalardaki ısı vücut ısısından 2-4 derece daha düşüktür. Bu sıcaklık testisle ilgili yapıların gelişmesi ve normal işlev görmeleri için zorunludur. Vücut içinde bulunan testiste yüksek ısı nedeniyle olumsuz değişiklikler meydana gelir. Bu değişiklikler 6. ayda başlamaktadır. Giderek artan yapısal bozukluklar uzun sürdüğünde çocuk sahibi olma yeteneğinin kaybına(steriliteye) kadar varan sonuçlara yol açabilir. Ameliyatla yerine indirilen testisler normal gelişimine kaldığı yerden devam ederler.
İnmemiş testis öyküsü olanlar arasında sterilite oranı yüksek olmasına karşın, erken yaşta indirilmiş olanlarda bu oranın düşük olduğu bildirilmektedir.
İnmemiş testisten kötü huylu tümör çıkma olasılığı da normale oranla 5-10 kez daha sıktır. Ancak genellikle 30-40 yaştan sonra görülmekte olup erken yaşta testisin yerine indirilmesi ile bu oranının azalmadığı bildirilmekte olup konu tartışmalıdır.

Tedavi zamanı: 80’li yıllarda; 3 yaşına kadar geciktirilen cerrahi tedavi 90’lı yıllarda 2 yaşına ve nihayet 1,5 yaşına kadar inmiştir. Bugün genel eğilim testisi yerine indirme operasyonunun 12 aydan önce, en geç 18. ayda yapmak tarzındadır.

Hormonal tedavi: Günümüzde düşük başarı oranı ve yan etkiler nedeniyle fazla taraftar bulmamaktadır. Ancak bazı yazarlar düşük doz hormon uygulamasının yan etkiler olmaksızın operasyonu kolaylaştırdığını savunmaktadırlar.

Operasyon yine günübirlik cerrahi(daysurgery) tarzında yapılır. Hazırlık fıtıktaki gibidir. Genellikle birlikte fıtık onarımı da gerçekleştirilir. Teknik basitçe testisin torba derisinin altına yerleştirilmesi şeklindedir. Eğer testis erimesi söz konusu ise kalıntıların çıkarılması(ailenin izni ile) gerekir. Hastalar 2 hafta sonra ve 6 ay sonra kontrol edilmelidir.

Ameliyat sonrası problemler: Deneyimli ellerde bu oran % 5’in altındadır. En sık problem atrofi(testis erimesi)dir. Yara enfeksiyonu, geri kaçma, geç dönemde sperm kanalı tıkanıklığı ve çocuk sahibi olamama diğer problemler olarak sayılabilir.

Kalça Kırıkları Tedavisi ve Korunma Yolları

kalça kırığı belirtileri, kalça kırığı nasıl anlaşılır, kalça kırığı nasıl iyileşir, kalça kırığı nasıl tedavi edilir, kalça kırığı nedenleri, kalça kırığı sebepleri, kalça kırığı sonrası, kalça kırığı tedavi yöntemleri, kalça kırığı tedavisi, kalça kırık ameliyatı, kalça kırıkları, kalça kırıklığı

Kalça Kırıkları

Kalça eklemini oluşturan uykuk kemiğinin boyun kısmında veya trokanterik bölge diye adlandırılan boynun daha alt kısımlarındaki kırıklara kalça kırığı adı verilmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 300.000 insan bu nedenle hastanede yatırılarak tedavi edilmektedir.

Kalça kırığı nasıl ve neden oluşur: Yaşlılarda genellikle basit düşmelerle, gençlerde ise trafik kazası veya yüksekten düşme gibi yüksek enerjili travmalarla meydana gelir. Yaşlılarda osteoporoz (kemik erimesi) önemli bir etkendir. Osteoporozun özellikle menapoz sonrası kadınlarda daha yaygın oluşu ileri yaş döneminde kalça kırıklarının kadınlarda daha sık görülmesine neden olmaktadır. Zayıflamış kemik, hastanın örneğin evde ayağının bir yere takılıp düşmesiyle kolaylıkla kırılabilmektedir. İleri yaşla birlikte görmede, reflekslerde ve kas güçlerinde azalma, düzensiz tansiyon kişiyi düşmeye yatkın hale getirir. Yaşlı bir insanın ayaktayken yere düşmesi kalça kırığı için gereken enerjiyi fazlasıyla oluşturmakta, buna rağmen yaşlılardaki düşmelerin %2 den azı kalça kırığına neden olmaktadır.

Tanı: Kaymış kalça kırıklarında tanı koymak kolaydır. Hasta yürüyemez ve kalça bölgesinde hareketle artan şiddetli ağrısı olur. Kırık taraftaki bacak kısalmış ve dışa dönmüş durumdadır. Tanı için röntgen çoğu kez yeterli olur. Ancak yorgunluk kırıklarında ve kaymamış kırıklarda hafif bir kalça ağrısı ile aksayarak yürümek mümkün olabilir. Bu durumda ilaveten bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans gibi ileri tanı yöntemlerine başvurulur.

Riskler: Yaşlılarda güçlükle dengede olan organ sistemleri ve ruhsal durum kalça kırığının oluşması ile tamamen bozulur. Yatağa bağımlı hale gelen hastanın metabolik dengeleri hızla bozulur. Şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi önceden var olan hastalıkları giderek ağırlaşır. Yatağa temas eden yerlerinde yatak yaraları çıkabilir. Uzun süreli yatağa bağımlılık sağlıklı yaşamla bağdaşmamaktadır.

Tedavi: Amaç hastayı yatağa bağımlılıktan bir an önce kurtarmak ve eskisi gibi yürümesini sağlamaktır. Bunun için tek çözüm cerrahi tedavidir. Cerrahi tedavide iki farklı seçenekten birine karar verilir: Bunlardan birincisi kırık parçaları uç uca getirip kaynatmayı hedefleyen ameliyatlardır. Osteosentez denen bu ameliyatlar çok yaşlı olmayan, ev dışı aktif yaşam beklentileri olan ve hastaneye gecikmeden getirilmiş hastalara yapılabilir. Bu ameliyatlarda özel vida veya çivi sistemleriyle kırık sabitleştirilir. Kaynama süresi boyunca hasta o tarafına tam yük verilmeden yürütülür. İkinci seçenek ise protezlerdir. Fizik aktiviteleri kısıtlı, hafıza problemi olan ve çok yaşlı hastalarda ameliyat ile kırığın üst parçası çıkarılıp yerine metal protez yerleştirilir. Böylelikle hastanın hemen yürütülmesi mümkün olur.

Korunma: İleri yaş grubunda görülen kalça bölgesi kırıkları daha çok osteoporoza bağlı olduğundan ve evde basit düşmeler sonucu oluştuğundan bazı önlemlerle kırık riski azaltılabilir. Osteoporozun ilaç ve egzersilerle önlenmesi ve tedavisi dışında yaşama alanında uygulanacak bazı önlemlerle düşme riski de azaltılabilir. Yürüme alanından halı parçalarının, kapı eşiklerinin ve kabloların kaldırılması, halıların sabitlenmesi, banyo gibi ıslak alanlarda kaymayan zemin örtüleri kullanılması, banyo ve tuvaletlere tutamak konulması ve yaşam alanının yeterli aydınlatılması bu önlemlerdendir.

Unutulmamalıdır ki kırıkları önlemek, onları tedavi etmekten çok daha kolay ve ucuzdur.

Hipospadias Tedavisi ve Sebepleri

hipospadias ameliyatı, hipospadias ameliyatı nasıl olur, hipospadias ameliyatı öncesi dikkat edilmesi gerekenler, hipospadias ameliyatları hipospadias ameliyatı öncesi, hipospadias belirtileri, hipospadias belirtileri nelerdir, hipospadias nedir hipospadias ne demek, hipospadias onarımı, peygamber sünneti ameliyatı, peygamber sünnetli, peygamber sünnetli doğmak, yarım sünnetli

Hipospadias Tedavisi ve Sebepleri

Her 250 bebekten birinde hipospadias hastalığı görülmektedir. Hipospadias hastalığı halk arasında ” peygamber sünnetli ” ve ya ” yarım sünnetli ” olarak bilinmektedir. Hipospadias erekk çocuklarda idrar deliğini yanlış yerde açtığı için fazla zaman kaybedilmeden ameliyat edilmesi gerekiyor.

Erkek çocuklarda idrar deliğinin penisin en uç noktasında olmayıp daha aşağı bir seviyeye açılması anlamına gelen hipospadias’ın zamanında ameliyat edilerek düzeltilmesi gerekiyor.

Her 250 doğumdan birinde görülen hipospadias’ın ameliyatla tedavisinde sünnet derisinden de yararlanılabiliyor. Bu yüzden uzmanlar hipospadias’ı olan çocukların kesinlikle sünnet ettirilmemesini istiyorlar. Uzmanlar hipospadiası olan çocukların ameliyat edilmediği taktirde gelecekte idrar yapmada güçlük, cinsel ilişki kuramama ve çocuk sahibi olamama gibi sorunlarla karşılaşabileceğine dikkat çekiyorlar.

Halk arasında “peygamber sünneti” olarak nitelendirilen hipospadias adı verilen bu problemde kalıtım da rol oynuyor. Bir çocukta hipospadiasa rastlanırsa aynı ailede başka bir erkekte hipospadiasa rastlanma oranı yüzde 20’ye yaklaşıyor. Deneyimli merkezlerde bu gelişme bozukluğu bir yaşın altında ameliyat ediliyor ve çocuklar hızla iyileşiyor.

Ameliyat için en uygun yaşların 8-18 ay arasında olduğu belirtiliyor.

Bu anormal idrar deliği gelişiminin nedeninin henüz tam olarak açıklanamadığı vurgulanıyor. Ancak, çok ciddi hipospadiaslarda yani idrar deliğinin testisleri taşıyan torba üzerinde ya da makata yakın olarak oluşması durumunda çocuğun genetik ve hormon yapısının mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor.

Hipospadias tedavisi ile ilgili olarak dikkat edilmesi gereken noktalar:

Hipospadiası olan penislerde önemli problem penisin sertleşme esnasında çengel şeklinde kıvrılmasıdır. Hipospadiaslı çocuklarda bu yüzden işeme problemleri haricinde ileri yaşlarda cinsel ilişki açısından da ciddi sorunlar görülür.

Hipospadiasın tek tedavisi cerrahidir. 200’den fazla ameliyat tekniği geliştirilmiş olsa da bu tekniklerin uygun şekilde uygulanması için mutlaka bu konu üzerinde uzmanlaşmış çocuk cerrahları ya da çocuk ürologlarına başvurulması gereklidir.

Yapılacak ameliyatlarda onarım için sünnet derisi kullanıldığından dolayı hipospadiaslı çocuklar kesinlikle sünnet edilmemelidir.

Hipospadiaslı çocuklar kimi zaman sünnet sonrası tanınır. Bu yüzden sünnet yaptırılmak istenen çocukların sünnet öncesi mutlaka konu ile ilgili bir uzman tarafından muayene edilmesi gereklidir.

TopOfBlogs